İriceağaç Paleolitik alanı
Tarsus’un Beylice çevresindeki İriceağaç yüzeyinde Alt ve Orta Paleolitik dönemlerle ilişkilendirilen yontmataşlar ve üretim artıkları kaydedildi.
Höyüklerden mağaralara, antik kentlerden limanlara uzanan Mersin yerleşim tarihini harita ve kaynaklarıyla keşfedin.
Tarsus’un Beylice çevresindeki İriceağaç yüzeyinde Alt ve Orta Paleolitik dönemlerle ilişkilendirilen yontmataşlar ve üretim artıkları kaydedildi.
Tarsus’un Çakmak–Beylice çevresinde yaklaşık 15 kilometreye yayılan çakmaktaşı kaynakları ve işlikler belgelendi.
Tarsus–Çamlıyayla sınırındaki Sarıkavak çevresinde bulunan yüzey yontmataşlarının büyük bölümü Orta Paleolitik olarak değerlendirildi.
Tarsus’un Topaklı çevresindeki Kızılalan’da, büyük bölümü Paleolitik olarak değerlendirilen yüzey yontmataşları kaydedildi.
Kızılinbaşı'nda Paleolitik karakterli yoğun yüzey çakmaktaşı kaydedildi.
Erdemli’nin kuzeyindeki Eşek Deresi Vadisi’nde, küçük avcı-toplayıcı grupların tekrar tekrar uğradığı bir mağara ve teras alanı bulunuyordu. Geç Epipaleolitik kullanım tabakalarının radyokarbon tarihleri MÖ 13.324–10.631 aralığını verdi.
Taş ve kemik aletler, öğütme taşları, deniz kabukları ve kolyeler burada yaşayan insanların gündelik hayatından izler taşıyordu. Orta Anadolu obsidyeni de vadinin daha uzak coğrafyalarla bağlantısını gösteriyordu.
Akdeniz ilçesinin Iğdır çevresindeki Sakızöreni’nde mikrolit üretim çekirdekleri ve uçlar kaydedildi; buluntular Epipaleolitik olarak değerlendirildi.
Mersin kent merkezindeki Yumuktepe’de en az 33 yerleşim tabakası saptandı. Erken Neolitik evrede insanlar taş temelli, dal örgülü ve sıvalı kulübelerde yaşıyor; tahıl, baklagil ve meyve tüketiyor, hayvan yetiştiriyordu.
Höyükte Kalkolitik, Tunç Çağı, Demir Çağı ve Ortaçağ evreleri de bulundu. Demir Çağı seramikleri Rodos, Kıbrıs ve Ege adalarıyla bağlantılar taşıyordu. 11. yüzyıldan kalan sur, sokaklar ve yapı kalıntıları ise höyüğün daha geç yaşamından izlerdi.
Tarsus kent merkezindeki Gözlükule’de en erken yerleşim tabakaları Neolitik döneme uzanıyordu. Üst üste biriken tabakalar, höyükte farklı dönemlerden kalan yapıları ve gündelik eşyaları korudu.
Hetty Goldman yönetimindeki kazılar 1935–1939 ve 1947–1949 yıllarında yürütüldü. Boğaziçi Üniversitesi’nin projesi 2001’de başladı; yeni kazılar 2007’de açıldı.
Çavuşlu Höyük'ün 1937 sondajında Neolitik ve Kalkolitik olarak sınıflandırılan tabakalar bildirildi.
Nacarlı Höyük’te Neolitik ve Erken Kalkolitik dönemlerle ilişkilendirilen obsidyen ve seramik yüzey buluntuları kaydedildi.
Sırbağı–Karacailyas Höyük yüzeyinde, Çanak Çömlekli Neolitik dönemle ilişkilendirilen seramik ve yontmataş buluntular kaydedildi.
Tarsus’un Büyükkösebalcı çevresindeki Tahtanınbaşı’nda, baraj seviyesiyle açığa çıkan yamaçta yontmataş, obsidyen ve erken seramikler bulundu. Bu buluntular Çanak Çömlekli Neolitik kullanımla ilişkilendirildi.
Karacaoğlan ve Kurtsuyu vadisi başındaki Karakız’da, Erken Tunç Çağı ile Orta Demir Çağı–Bizans dönemlerine ait yüzey buluntuları kaydedildi.
Gülnar’ın Demirözü çevresindeki Maltepe Hortu Höyük’te, Erken Tunç Çağı’ndan Bizans dönemine uzanan farklı kullanım evreleri saptandı.
Göksu vadisinde, Mut’un Kışla çevresindeki Kilise Tepe’de Erken, Orta ve Geç Tunç Çağı; Demir Çağı, Helenistik ve Geç Antik dönem buluntuları ortaya çıkarıldı. Höyüğün kuzey kesiminde 5. yüzyıla ait bir kilise bulunuyordu.
Mut’un Mucuk çevresindeki Mucuktepe’de Orta ve Geç Demir Çağı, Roma ve Bizans dönemlerine ait yüzey buluntuları kaydedildi.
Gülnar’ın Emirhacı çevresindeki Meydancıkkale, tahkim edilmiş bir yerleşimdi. Demir Çağı, Pers, Helenistik, Geç Roma ve Bizans dönemlerine ait buluntular, buradaki farklı kullanım evrelerini gösteriyordu.
Mut’un Yeşilyurt–Ardıştepe çevresindeki Sinabıç’ta antik yerleşim kalıntıları belgelendi. Roma dönemi nekropolünde süslemeli lahitler, kaya içine açılmış mezarlar ve kaya mezarları bulunuyordu.
Vadiye hâkim tepede, Helenistik döneme ait tahkimli bir yerleşim ve kule bulunuyordu. Kule daha sonra baskı kollu pres ve toplama tankı bulunan bir zeytinyağı atölyesine dönüştürüldü.
Yerleşimin yaklaşık 200 metre batısında mezarlar ve kaya kabartmaları belgelendi. Mezar sahnelerine Grekçe yazıtlar eşlik ediyordu.
Erdemli’nin Karaahmetli çevresindeki Emirzeli, iki yamaç ve aradaki çukur alana yayılıyordu. Evler, Helenistik kule, üç bazilika, sarnıçlar, nekropol alanları ve kaya mezarları yerleşimin parçalarıydı.
Erdemli’nin Kabaçam çevresinde poligonal bir Helenistik kule, atölye, mezar evi, konutlar ve düzenli bir sokak ağı belgelendi.
Erdemli’nin Tapureli çevresinde üç tepeye yayılan tahkimat, yollar, konutlar ve kiliseler belgelendi. Buluntular Helenistik, Roma ve Geç Antik dönemlere aitti.
Yanışlı Karacaağaç Mevkii'nde kuru duvarlı kale, iki kare kule, Helenistik ve Bizans dönemi seramikleri ile bir ezgi taşı belgelendi.
Derince–Ilıca çevresindeki geniş yerleşimde anıt mezar blokları, öğütme taşı ve Klasik, Helenistik, Roma ile Bizans dönemleriyle ilişkilendirilen seramikler kaydedildi.
Koçaşlı Subaşı Mevkii'nde beş kaya oyma mezar, Geç Klasik–Erken Helenistik seramikler, cüruf, kaya oyma dairesel işlik, üç basamak ve kapı eşiği belgelendi.
Demirözü–Gülnar yolu çevresinde, Helenistik veya Roma dönemine tarihlenen bir kaya mezarı belgelendi.
Mut’un Aşağı Deveciler çevresindeki Örentepe II’de Helenistik, Roma ve Bizans dönemleriyle ilişkilendirilen seramikler kaydedildi.
Silifke’nin Cambazlı çevresinde Geç Helenistik, Roma ve Geç Antik–Bizans dönemlerinden mezarlar, lahitler, sarnıçlar ve kilise kalıntıları belgelendi.
Bozyazı’nın Toslaklar Koyu güneybatısındaki Maraş Tepesi’nde yaklaşık on hektarlık, duvarlarla çevrili bir yerleşim bulunuyordu. Sarnıçlar ve kilise kalıntıları, buradaki yaşamın izleri arasındaydı.
Kuzey ve batı yamaçlarda Roma dönemine ait tek ve iki odalı mezarlar belgelendi. Mezar yapılarında nişler, tonozlar ve kubbeler kullanılmıştı.
Mezitli’nin Viranşehir kıyısındaki antik yerleşim, farklı dönemlerde Soloi ve Pompeiopolis adlarıyla anıldı. Pompeiopolis adı Pompeius döneminde kullanıldı.
Kent alanındaki Soli Höyük, erken yerleşim tabakalarını taşıyordu. Bugün korunan arkeolojik sit, aynı kentin farklı dönemlerden kalan izlerini bir araya getiriyor.
Bozyazı’nın Paşabeleni tepesindeki Nagidos’ta akropol, yamaç yerleşimi ve nekropol alanı belgelendi.
Hacıömerli’de konut kalıntıları ve üzerinde şimşek kabartması bulunan bir lento belgelendi.
Kızkalesi–Cambazlı yolu üzerinde, kıyıdaki antik kente hâkim bir terasta küçük bir yerleşim ve poligonal kule belgelendi.
Erdemli’nin Kumkuyu çevresindeki Akkale, küçük bir liman yerleşimiydi. Liman düzenekleri, büyük sarnıç, hamam, kubbeli mezar anıtı ve döşeli cadde burada belgelendi.
Erdemli’nin Küstüllü çevresindeki Hisar yerleşiminin kuzey yamaçlarında kaya içine açılmış mezarlar, bir anıt sütun ve tonozlu mezar anıtı bulunuyordu.
Silifke’nin Ovacık Mahallesi Gökburç mevkiinde iki kaya lahdi belgelendi. Platform ve kesme taş cephelerde kalkan, kılıç ve yazıt levhası biçimli kabartmalar bulunuyordu.
Silifke’nin Kırobası yakınındaki Kıca mevkiinde, tepe yamacına açılmış yaklaşık on kaya mezarı belgelendi. Mezarlarda geçitli girişler ve bezemeli cepheler bulunuyordu.
2019–2020 araştırmasında Mut'un Özlü Mahallesi sınırlarındaki kaya mezarları incelenerek kaydedildi.
Silifke’nin Yenibahçe çevresindeki Bademliören’de yaklaşık on beş konut, iki işlik, dört harman yeri, sekiz sarnıç, antik yol ve iki tonozlu anıt mezar belgelendi.
Silifke’nin Yenibahçe çevresindeki Işıkhasan Çukuru’nda beş konut, üç işlik, üç harman yeri, basamaklı bir kaya mezarı ve bir mezar sunağı belgelendi.
Yenibahçe çevresindeki Kalecik’te üç-dört konut, bir sarnıç ve yuvarlak sunak belgelendi. Küçük bir yapı gözetleme kulesi olarak yorumlandı.
Yenibahçe çevresindeki Mezgitçatağı’nda yaklaşık otuz konut, on işlik, üç sarnıç, üç harman yeri ve aşınmış yazıtlı bir mezar sunağı kaydedildi.
Yenibahçe çevresindeki Yüksek Harman’da yaklaşık beş konut, avlulu bir tarımsal yapı, değirmen taşı ve harman yeri belgelendi.
Korucuk Sumakalanı ve Silcivan mevkilerinde kaya mezarları, kuyu, değirmen taşlı işlik, kaya basamakları ve kısmen okunabilen Grekçe yazıt belgelendi.
2019–2020 araştırmasında Küçük Sertavul'da geçide hâkim küçük tepelik üzerindeki kalıntılar bir çiftlik yapısı olarak değerlendirildi.
Gülnar’ın Arıkuyusu–Sütlüce çevresindeki araştırmalarda seramikler, yapı ve işlik kalıntıları, mezarlar ve taş işleme izleri kaydedildi.
Aydıncık kıyısındaki Kelenderis’te agora bazilikası, odeion ve mezar alanları ortaya çıkarıldı. Bazilikada apsis, taş döşemeler, ana salon ve narteks belgelendi. Odeionun dolgularında özellikle 6. ve 7. yüzyıl seramikleri bulunuyordu.
Batı nekropolündeki Roma mezar alanı, Geç Antik dönemde oda, işlik ve konut olarak yeniden kullanıldı. Yılanlıada ve liman yaklaşımında batık ve çapa buluntuları kaydedildi.
19. yüzyılda Gilindire adıyla anılan liman, Kıbrıs bağlantılı ulak ve ticaret trafiğinde kullanılıyordu. Beaufort burayı küçük ve korunaklı bir liman olarak betimledi.
Anemurion’da hamam, nekropol ve kilise kalıntıları, kent yaşamının farklı alanlarından izler taşıyordu. Büyük Hamam–Palaestra Kompleksi’nde üç inşa ve kullanım evresi saptandı. İlk iki evrede hamam işlevi sürerken, Geç Antik dönemde bazı mekânlar atölye, depo ve üretim alanlarına dönüştürüldü.
Nekropolde bir kilise bulunuyordu. Kentin kıyısı açıklarında sualtında mimari elemanlar da kaydedildi.
Anamur’un Kalınören çevresindeki Titiopolis’te üst ve aşağı kent alanları belgelendi. Doğu ve kuzey yamaçlardaki nekropolde beş anıtsal mezar ile lahitler bulunuyordu.
Bugünkü Kızkalesi çevresindeki Korykos, bir kıyı kenti ve limandı. Nekropoldeki Yahudi mezar yazıtlarında rahip, ayakkabıcı ve parfüm tüccarı gibi meslekler anılıyordu; bu kayıtlar kent yaşamının farklı yüzlerinden izler taşıyordu.
Ortaçağ’da kıyıdaki kent ile denizdeki ada kalesi aynı savunma çevresinin farklı parçalarıydı. Korykos, 1225 seferinden sonra Kilikya Ermeni Krallığı’nın yönetiminde kaldı; 1361’de Lusignan Kıbrısı yönetimi başladı.
Ada kalesi kazılarındaki 12.–15. yüzyıl seramikleri arasında Kıbrıs, Hatay ve Çukurova üretimleriyle ilişkilendirilen kaplar bulundu.
Mut’un Dağpazarı çevresinde Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait yerleşim kalıntıları bulunuyordu. Duvarlar ve dikdörtgen kuleler kenti çevreliyor; imparatorluk ve piskoposluk yazıtları buradaki yaşamdan izler taşıyordu.
Yaklaşık 5. yüzyıla tarihlenen kilise, kubbeli ve çevresinde koridor bulunan planıyla yerleşimin dinî mimarisinin bir parçasıydı.
Sipahili Karayer Mevkii'nde önceden tescil edilmiş dört Roma dönemi tonozlu mezar belgelendi.
Silifke Müzesinin kurtarma kazısı yaptığı Ören Mevkii'nde yoğun Roma dönemi seramiği ile az sayıda cam ve metal buluntu kaydedildi.
2024 yüzey araştırmasında tescilli Büyükeceli Nekropolü'nde altı kaya mezarı ile az sayıda Roma dönemi seramiği, taş kap ağzı ve cam buluntu belgelendi.
Gülnar’ın Örenpınar çevresinde Geç Roma dönemi yerleşim kalıntıları ve bunlarla ilişkili mezar alanları kaydedildi.
Silifke çevresindeki Ayatekla, Geç Antik dönemin kutsal ve hac alanlarından biriydi. Mağara kutsal alanı, büyük bazilika, kuzey kilisesi, hamam, sarnıçlar ve surlar kompleksin parçalarıydı.
Çaltılı’da yaklaşık on beş evden oluşan bir Geç Roma–Erken Bizans yerleşimi belgelendi.
Silifke’nin Karakabaklı–Karadedeli çevresindeki Konuröküz’de yaklaşık on konut, bir işlik ve altı-yedi harman yeri belgelendi. Kalıntılar Geç Roma ve Erken Bizans dönemleriyle ilişkilendirildi.
Silifke’nin Karadedeli çevresindeki Kümbetbeleni’nde yaklaşık 250 yapı kalıntısı, otuz sarnıç, bir Erken Bizans bazilikası ve Roma dönemi mezar yapıları kaydedildi.
Yenibahçe çevresindeki batı ve doğu Erikliseki alanlarında konutlar, işlikler, sarnıçlar ve harman yerleri kaydedildi. İki kaya mezarı Geç Roma–Erken Bizans dönemlerine tarihlendi.
Dedeler Muhrantepe Kalesi'nde ortalama 2,5 metre kalınlığında ve 185 metre uzunluğunda sur, korunmuş kapı, haçlı bir üst yapı bloğu ve Roma–Bizans seramikleri belgelendi.
Boğsak Adası’ndaki araştırmalar, Geç Antik döneme ait yerleşim kalıntılarını ve birden çok bazilikayı ortaya koydu.
Nagidos araştırmaları kapsamında Bozyazı Adası’nda Bizans ve daha sonraki dönemlere ait buluntular kaydedildi.
Bozyazı’daki Pullu kazılarında, Geç Antik döneme ait bir bazilika açığa çıkarıldı. Kilisede apsis içindeki altar, geometrik mozaik panolar ve iç ve dış narteks bölümleri belgelendi.
Koçaşlı Piynardağı Mevkii'nde sarnıç, işlik, kaya mezarları ve iki nişli olası tapınım alanı ile Bizans dönemi seramikleri belgelendi.
Korucuk’ta kaya içine oyulmuş niş, apsis ve vaftiz havuzu belgelendi. Çevrede Bizans dönemi seramikleri kaydedildi.
Tarsus, kıyı ovasında ticaret ve siyasal mücadelelerin kesiştiği bir kentti. 1201’de Cenevizli tüccarların ayrıcalıklı faaliyet gösterebildiği Kilikya Ermeni Krallığı kentleri arasında sayıldı.
13. yüzyılda Memlûk seferlerinden etkilendi. 1516’da Osmanlı yönetimine girdi.
Göksu vadisiyle kıyı yolunun buluştuğu Silifke, Ortaçağ kaynaklarında Seleukeia adıyla da anılıyordu. Kentin konumu, kıyıyla İç Anadolu arasındaki ulaşımda önem taşıyordu.
12. ve 13. yüzyıllardaki siyasal karışıklıklar sırasında kale yerleşimi öne çıktı. 1263 akınlarında Silifke, I. Hetum’un elinde kaldı; kent daha sonra Karamanoğlu yönetimine geçti.
Göksu kıyısındaki Selamlıtepe’de Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait buluntular kaydedildi.
Bugünkü Çamlıyayla çevresindeki Namrun Kalesi, Ortaçağ’da Lampron adıyla anılıyordu. Hetumidlerin güç merkezlerinden olan kale, ovadan Toros geçitlerine uzanan yollarla ilişkiliydi.
Anamur, 1225 kıyı harekâtında adı geçen yerleşimler arasındaydı.
Tarsus’un Beylice çevresindeki Sarıgöl’de yontmataş buluntular kaydedildi. Sarıgöl I Mağarası’nda da kültürel dolgu ve taş aletler bulundu.
Silifke’nin Taşucu çevresindeki Sırtlanini Mağarası’nda yontmataş buluntular kaydedildi.
Eşek Deresi Vadisi’ndeki ikinci mağarada kültürel dolgu ve yontmataş buluntular kaydedildi.
Eşek Deresi Vadisi’ndeki Kandilin Çatak kaya sığınağında boyalı ve kazıma motifler belgelendi.
Erdemli’nin Doğusandal çevresindeki kaya sığınaklarında boyalı motifler kaydedildi.
Erdemli’nin Akpınar çevresindeki Topalan Mağarası’nda kaya resimleri ve az sayıda yontmataş bulundu.
Erdemli’nin Alata Vadisi’ndeki Arslanlı kaya sığınağında resimler belgelendi.
Gülnar’ın Ilısu–Avurga çevresindeki Akyapı Mağarası’nda kaya resimleri belgelendi.
Akdeniz ilçesinin Kürkçü çevresindeki Gudubes Höyük’te obsidyen baskı dilgileri ve seramik buluntular kaydedildi.
Kazanlı Höyük’te 1937’de deneme açmaları yapıldı. Sonraki arşiv ve seramik incelemeleri de höyüğü ayrı bir arkeolojik alan olarak ele aldı.
Ulupınar Dutkelisi Mevkii'nde tepe çevresindeki yoğun seramik dağılımı küçük bir yerleşimin göstergesi olarak kaydedildi.
Gülnar’ın Ulupınar çevresindeki Kesik Söğüt’te duvar kalıntıları, yoğun seramik, kil, cüruf ve çömlekçi işaretli parçalar kaydedildi.
Büyükeceli açıklarında amphora yüklü beş batık, iki olası safra taşı kümesi ve çapa buluntuları kaydedildi.
Mersin Müzesi'nin 2018'de Yenişehir'deki 34. Cadde bağlamında yürüttüğü kurtarma kazısı alanıydı.